Yavuk Köktaş: Peygamberimizden hatırlatma

Yavuz Köktaş, bütün düşünce ve iletişimlerde Allah’ın merkeze alınması gerektiğini ayet ve hadislerle ele alıyor.

Yavuk Köktaş: Peygamberimizden hatırlatma
Son Güncelleme: Whatsapp

PEYGAMBERİMİZDEN MUHTEŞEM BİR HATIRLATMA: SEKÜLERLİĞE KARŞI UYANIK OLUN!

Prof. Dr. Yavuz Köktaş

Elbette hadiste bu ifade yok! Ancak şimdi zikredeceğim hadis ilginç bir şekilde bize sekülerliğin Müslüman zihnine nasıl bulaşabileceğine dair fikirler veriyor. Hadis söyle:

Rasûlullah (s.a.v) bir sahâbîsi ile karşılaşmıştı. Ona: “Nasılsın?” diye sordu. O da “İyiyim” dedi. Efendimiz (s.a.v) tekrar sordu, bir daha sordu. Sahâbî ancak üçüncüde: “Allah’a hamd olsun, iyiyim” dedi. Bunu üzerine Allah Rasûlü (s.a.v): “İşte benim senden istediğim bu cevaptı!” buyurdu. (İbnü’l-Mübârek, Zühd, I, 328/937; Heysemî, VIII, 46)

Hadise dikkat edelim: Hz. Peygamber soruyor, sahabi üç kere iyiyim, diyor sadece. Sonuncusunda elhamdülillah deyince maksat hasıl oluyor. Bu hadis bize hayatın merkezine bir dünya görüşü, bir inanç, bir tefekkür tarzı, bir bakış açısı, bir paradigma olarak Allah konulmadığı sürece Müslüman dahi olsa inancın ve amelin sekülerleştiğini, gitgide zayıflayabileceğini gösteriyor. İslam dininin topluma yansıdığı geleneksel dünyada oluşan tasavvurlara ve işleyen hayat tarzına baktığımızda merkezde Allah’ın olduğunu görürüz:

Allah hayrını versin
Allah bildiği gibi yapsın
Seni Allah’a havale ediyorum
Allah kahretsin
Allah kabul etsin
Allah razı olsun
Allah mübarek eylesin
Allah rahmet eylesin
Allah utandırmasın
Allah hidayet versin
Allah muvaffak eylesin
Allah nasip ederse…
Allah ayağına taş değdirmesin
Allah gönlüne göre versin
Allah’ın izniyle
Allah’a emanet
Allah bilir
Allah kerim
Allah aşkına
Allah’ını seversen
Allahu ekber
Allah’ın selamı
Elhamdülillah
Sübhanallah
Maşallah
İnşallah
La havle vela kuvvete…
La ilahe illallah
İnna lillâhi ve inna ileyhi raciun
Allah Allah
Hay Allah
Eyvallah (bugün mafyanın jargonu olmuş)
İllallah
Fesuphanallah

Peki fert olarak değil de bir bütün olarak toplumsal yapıya baktığımızda bugün aynı şeyin geçerli olduğunu söyleyebilir miyiz? Bence hayır. Tabloya bir bakalım isterseniz:

İnsan beklemedik bir anda çocuk müjdesi ile karşılaşıyor ve şöyle diyor: Hayat bana müjde verdi.

Çocuğun başına bir şey gelecekti, son anda kurtuldu ve şöyle diyor: Hayat çocuğumu bana bağışladı.

Çocuğunu kaybedince de hayat çocuğumu elimden aldı, diyor.

Anne, zorlu bir göreve gitmek isteyen evladına, bana söz ver geri döneceksin, diyor. Sanki dönmek onun elindeymiş gibi… Allah’ın izniyle demek yok!

Evlat, ameliyat olacak babasına, bana söz ver, ameliyatta başaracaksın, diyor. Sanki iyileşmek onun elindeymiş gibi… Allah’ın izniyle demek yok!

Yarın 3’te toplantımız var, bekliyoruz, diyor. O da tabii ki geleceğim, diyor. İnşallah yok!

Yeni yıl bize hayırlar getirsin, diyor. Yeni yılı kutlamak bir yana yeni yılın elinde bir güç, kudret var mı ki bir şeyler getirecek?! Denilecekse yeni yılda Rabbimiz bizlere hayırlar nasip eylesin, denmeli değil mi?

Yemeğe başlarken, besmele bitirirken hamd yok!

Üniversiteye hazırlanan evladına başaracağına inanıyorum diyor, Allah’ın izniyle başaracaksın demek yok!

Selamun aleyküm yerine selam diyor veya günaydın, iyi günler diyor.

Yeme içmeyi sol el ile de sağ eliyle de yapmak mümkündür. Ancak sağ elle yapıyorum, sünnettir şuuru insanı sekülerleşmekten korur. Bir şeyi sadece sağ elle yapmak yetmez, onun sünnet olduğunu da bilmek burada önem arz ediyor.

Yukarıdaki hadisi şimdi daha büyük kurumsal mekanizmalara uygulamaya çalışalım:
Mesela bilim. Ne ile meşgulsün, ne ile ilgileniyorsun? Bilim ile. Bunu 3 kere sorup da aynı cevabı alırsak şunu ilave etmek lazım: Bilim ile Allah için, Allah adına. Bir tasavvur, bir inanç olarak bu yoksa bilim bilim için olur. Sanat da böyledir. Sanat sanat için değil sanat Allah içindir. Devlet yönetmek de böyledir. Devlet devlet için yani siyaset siyaset için değil siyaset Allah içindir. Siyaset siyaset için olursa seküler bir hal alır; siyaset Allah için olursa İslami bir hal alır. Ekonomi alanı da böyledir. Ekonomi ekonomi için değil, ekonomi Allah içindir. Elbette bu devlet ya da ekonomiyi yönetmenin kendi içerisinde kuralları olmadığı, aklın buraya dahil bulunmadığı anlamına gelmez. Elbette aklın kanunları içerisinde bunlar yönetilir, amma çerçeveyi, meşruiyeti İslam çizer.

Sonuç olarak denilebilir ki, bizim Müslümanlar olarak farkımız nasılsınız denildiğinde sadece iyiyim demek değildir. Bunu zaten herkes söyler. Burada farkımız Allah’a hamdolsun diyerek Allah’ı anmak ve hatırlamaktır. İslami açıdan bakıldığında seküler en ufak bir alan yoktur.

“Doğu da Allah’ındır batı da. Nereye dönerseniz Allah’ın vechi/zâtı (kıblesi) oradadır. Şüphesiz Allah (zât ve sıfatlarında) sınırsızdır, her şeyi bilmektedir.” (Bakara, 115)

Yine bizde mübah alanlar dahi manevidir, dinidir. Zira mübah alanlarda serbestiyeti de Allah tanımakta, meşru kılmaktadır. O halde bu dinin tabiatında sekülerlik yoktur, ama Müslüman inanç ve amelini sekülerleştirebilir.

YORUMLAR (1)

YORUM YAZ

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.