Sahil halkı ayakta

Sahil şeridinde halk sokaklarda, Batı sömürüsünün ve Batıyatapar yerel elitlerin bitmesini istiyorlar. Darısı başımıza. Faik Emre Özdemir yazıyor.

Sahil halkı ayakta
Son Güncelleme: Whatsapp

Faik Emre Özdemir

Afrika’nın Eritre’den başlayıp Senegal’de doğudan batıya ilerleyen şeridi, Büyük Sahra çölünün kıyısındaki ılıman, tarıma elverişli bölgeler olması nedeniyle Sahil olarak anılmakta.  Sahil sadece büyük br nüfusun yaşadığı değil, kıtayı enlemesine böşdüğü için ve Kara Afrika olarak anılan Büyük Sahra çölü ötesi bölgelerin başlangıcı olduğundan büyük stratejik öneme sahip. 21. yüzyıl sonlarında toplam 1 milyar insanın yaşayacağı düşünülen nüfusunun ezici çoğunluğu Müslüman olan bölge Eritre, Sudan, Çad, Nijer, Burkina Faso, Mali, Senegal’i boydan boya geçmekte. Bu nedenle Avrupa gerek askeri önem gerekse doğal kaynaklara el koymak için 21. yüzyılda Sahil bölgesinde gücünü artırmaya bvaşladı. Bunların başında da Fransa gelmekte.

Fransa, bölgedeki ülkelerin çoğunu sömürmüş, eski emperyalist imparatorluk. Bölge ülkeleri Çad’dan başlayarak Fransızca konuşuyorlar. Fransa ekonomik olarak da hala hakim. Batı Afrika Frankı adı altında bir para bütün bölgedeki tek para ancak bu Frank’ı kontrol eden ve basan Fransa merkez bankası. Ekonomik olarak hakimiyeti de böyle sağlayan Paris, işi sağlama almak için eski sömürgelerini askeri olarak da avucuna almak istiyor.

Fransız ordularını yeniden Afrika’yı sömürmesi için konuşlandırmadan önce, tıpkı Suriye’de yapıldığı gibi Batı’nın itelediği sözde islamcı terör örgütleri DAEŞ ve El Kaide müttefikleri piyasaya sürüldü. Bunlar katliam ardından katliam yaınca da Fransa Sahil ülkelerine yaklaşıp, sizin iin ne yapabilirm dedi. Ardından Fransız birliklerinin sözde DAEŞ’le savaşmak üzere ülkeleri bir bir işgal ettiğini gördük. 21. yüzyıl Fransız sömürgeciliği böyle başladı.

Ancak, Çad, Nijer, Burkina Faso, Senegal, Kamerun, Orta Arika Cumhuriyeti gibi bölge ülkelerinde pek çok halk kitlesi Fransa’nın defolup gitmesini ve hemen ayrılmasını istiyorlar. Fransa hem ekonomik hem de askeri olarak hakimiyet sağladığı bölgeden ayrılmak istemiyor ve Macron liderliğindeki İslam düşmanı rejim Batı’dan ve kürsel elitlerden İslam ile savaşmaları nedeniyle desteklenmeleri gerektiğini söyleyerek yardımlar alıyor.

Halk protestoları ve Fransız düşmanlığıysa giderek artıyor. Mali, Nijer, Burkina Faso, Senegal özellikle sokaklarda büyük gösterilere sahne oldu. Halk Fransız askeri, Fransız emrinde yerel dalkavuklar görmek istemiyor artık. Bunun üzerine Macron bu ay başında Kahire ziyaresti sırasında, ne olacak yani “Türkler, Ruslar, Çinliler bizden 10 kat daha kötü” demişti. Buna rağmen bölge halkı Türk, Rus ve Çin’i Fransız’a tercih etmekte. Türklerin sömürü niyeti olmadığı, Ruslar’ın askeri dengel oluşturduğu, Çin’şn ise sömürecekse bunu açık açık ortaya koyup şeffaf pazarlık yapması, rüşvet ve Batıyatapar elitlerin denetiminden kurtulamadığı için fakir kalan halk için bir alternatif arz ediyor.

Fransa’dan bıkkınlık sadece Sahil şeridinde değil. Fransa’nın eski sömürgesi Cezayir de gerek 1830-1856 arası gerekse 1959-61 arasında milyonlarca Cezayirli katleden Paris rejiminin tepeden inmeci, aşağılayıcı politikalarından bıktı. Eğer rakibi Fas ile arası açık olmasa Fas ile birlikte Fransa’yı sıkıştıracakları kesin.

Bunlar yanlızca Fransa’nın ırkçı, İslam düşmanı ve kibirli bir sömürge ülkesi olmasından değil aynı zamanda Avrupa’nın genel olarak zayıflayan gücünden de kaynaklanmakta. Avrupa aslında Rusya Ukrayna savaşından enfazla olumsuz etkilenen bölgelerden. Enerji konusunda geleceği bulunmadığı, teknolojik atılımlar konusunda Uzak Doğu ve Kuzey Amerika’nın çok gerisinde kaldığı düşünülmekte.

Aslında bakıldığında Avrupa insanlık tarihinin son 500 yılı bir kenera bırakılırsa binlerce yıl sıradan, hatta önemsiz bir bölge olarak kalmıştı. Günümüzdeki zenginliğiyse sömürüye dayalı. Bu sömürü de en fazla Afrika ve Orta Doğu’da yoğunlaşıyor. İngilizler Körfez krallıklarına, Suudlara ve Mısır’a onmilyarlarca sterlinlik malzemeyi savaşlar ve iç karışıklıklarla satamaz, dünya para sistemini yönetemezse küçük adasında fakir düşer. Fransa Afrika’nın bitmez tükenmez zenginliklerini yok pahasına yağmalamaya devam edemezse, dünya ticaretinde ve üretiminde hızla geriler. Avrupa’nın yaşlı, sömürgen rahatlığına alışık rejimleri uzun süre ayakta kalamaz.

Dünyanın geleceği 21. yüzyılda Sahil bölgesinde yoğunlaşan Müslüman Kara Afrika’nın Fransa’yı kovuğ kovamayacağına bağlı. Eğer Fransa buraya yapışıp kan emmeye devam ederse bu yeni enerji Türkiye’ye bir deniz ambargosu olarak dönecektir. Fransızlar kovulursa o zaman yelkenleri suuya indirecek, efendi efendi uzlaşma arayacaktır.

Türkiye’nin bütün gücüyle Macron rejiminin Afrijka’dan atılmasına destek vermesi gerekmekte, belki de kendisi gibi dğer “10 kat daha kötü” Çin ve Rusya ile bu konuda görüşmesi gerekmektedir.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

deneme bonusu veren siteleri arçelik gaziantep profesyonel nakliyat eşya depolama istanbul evden eve nakliyat canlı casino